Ağrılardan bir dağ geldi oturdu ömrümüze

Ama sen masal kuşlarını küstürme.

Onlar getirecek güneşi karanlık göğümüze,

Tükenme..

Su durur, ay unutur

Bakışsız kalır deniz.

Mavisi solar, mehtapsız kalır aşıklar tükenme.

Çarpa çarpa kırar boynunu serçeler, göğsümün kafesinde.

Ritmini yitirir solumdaki kan gülü

Kurur orada, öylece.

tükenme..

Kırılan kemik, atomlarına ayrılan biblo, tuz ve nar aşkına

Yani ki,

Kanayan kolumuz, kanadımız, adımlarımız,

Dağılan avuç içi haritamız aşkına bitme.

Ki olmaz, olmaz böyle dağılmak…

Sevgilinin saçları rüzgarda dağılır örneğin

Bir çocuk gülümser bulutlar dağılır örneğin

Yok değil bu benim bildiğim.

Dağılmak, kırılmak, ağrımak, başka..

Dünya adaletsiz çocuk, dünya zorba

Belki eşitleniriz bir gün aşkla.

Bu kekeme toz ve duman şarkıyı iyi belle

Öyle durdum ki sana, demirim pas içinde.

İçime susmaktan derinde besmele’m yosun içinde.

Besmele’m ki dağılan,kırılan, ağrıyan..

buna, Amin de

Kalk!

Al göğüme bıraktığın yağmurları, al bu satırları

Ah yetmiyor, yetmiyor hiç bir sözcük iyileştirmeye.

Bir hayali yeniden kurmak için söz sırası ellerimizde

Ama ellerim senin..

Yok, ellerin gibisi yok…

Değil bu, solmanın sırası hiç değil.

Düşüp de kalmanın, yıldız saymanın..

Durma!

Adı illaki Umut olan yarına tay gibi koşmak gerektir.

Un ufak olsada sol yanımız…




Sevdayla..


#kara çocuk şiiri